1 Temmuz 2011 Cuma

Mihail Şolohov - Ve Durgun Akardı Don

Ve Durgun Akardı Don (Tihi Don)

Mihail Şolohov

Evrensel Basım Yayın

İstanbul, 2008

ISBN: 978-975-6865-70-5; 978-975-6865-71-2; 978-975-6865-72-9; 978-975-6865-73-6

1628 Sayfa

Çeviri: Tektaş Ağaoğlu





Böyle güç, kargaşalı günlerde,
Kardeş kardeşi suçlamasa olmaz mı?

İnsan güzel bir roman okuyunca ne yazacağını bilemiyor. Ne yazsam onun güzelliğini anlatmam gibime geliyor. Rus edebiyatını seviyorum ancak şimdiye kadar okuduğum en duru, en samimi Rus eseri diyebilirim. Pek çok kişi Tolstoy'un Savaş ve Barış'ı ile kıyaslıyor. Ben bu kıyaslamayı maalesef yapamadım zira hala Savaş ve Barış'ı okuyamadım. Bir diğer kıyaslama ise Rüzgar Gibi Geçti ile yapılıyor. Bazı eleştirmenler "Rusların Rüzgar Gibi Geçti'si" yorumunu yapmışlar. Benim de en sevdiğim eserlerden biri olan Rüzgar Gibi Geçti'ye benzerliğini kabul ediyorum. Aynı tarihsel doku, aynı lirik anlatım ve aşk. Gerçekten de onları benzer kılıyor.

Şolohov bize Don kıyılarında yaşayan Kazakların 1900 - 1918 yılları arasında gündelik hayatlarını, geleneklerini sürdürmeye çalışırken yaşadıkları savaşları, devrimleri anlatıyor. Her ne kadar edebi bir eser olsa da tarihsel arka planı olduğu gibi yansıtmakta.

Ön planda gördüğümüz Melekovlar'ın kısa bir aile tarihi ile başlıyor roman. Soylarında Türk kanı var. Gregor Melekov, hem yakışıklı hem de çapkın. Kocası askerde olan komşuları Aksinya ile ilişkisi vardır.  Ailesi onu bu durumdan kurtarmak için Natalia’yla evlendirir. Bu arada kocası dönen Aksinya, Gregor'un evlenmesiyle daha da mutsuz olur. Gregor başta durum kabullenmiş görünse de bir süre sonra o da buna katlanamaz. Kaçarlar ve bir çocukları olur. Tam bu sırada I. Dünya Savaşı başlar, Gregor cepheye gider. Biz bir yandan savaşın soğuk ve kanlı yüzünü görürken diğer yandan da köye gidip gelenlerden  son dedikoduları, olayları öğreniriz.  Bu sırada Çar istifa eder, karışıklıklar artar ve devrim olur. Dördüncü cilde geldiğimizde devrimin ardından başlayan iç savaş yıllarına ve Gregor'un aşk hayatındaki ikileme şahit oluruz.

Romanın en çarpıcı yanları belki de savaşın ne kadar acı olduğunun altının çizilmesi. Ancak ne kadar savaş acı olursa olsun benim yüreğimi en dağlayan satırlar Natalya'nın çektiği aşk acısını okuduğum satırlar oldu. Keşke elimden birşeyler gelseydi. Hala üzülüyorum. Virginia Woolf'un Jacob'u, Sabahattin Ali'nin Raif Efendisi kadar üzdü beni Natalya. 

Romanın anlatımı çok duru. Bana sanki bir aile büyüğüm uzak bir akrabanın başına gelenleri anlatıyormuş hissi verdi. Sıcak ve duru bir anlatım. Kitabın bir de başarılı film uyarlaması var. Bu ayki siparişime ekleyip izlemek niyetindeyim.

Aslında tek şey yazmak istiyorum Ve Durgun Akardı Don hakkında, 1628 sayfa olduğuna bakıp gözünüzü korkutmayın mutlaka okuyun.

Durgun Don


Bu güzel eseri birlikte okuduğumuz Sevgili Özgür'e ve Sevgili Yeraz'a teşekkür ediyorum. Yeni bir okumada buluşmak dileği ile...

10 yorum:

  1. Okumalıyım. Mutlaka. Çok merak ettim.

    YanıtlaSil
  2. senin gibi Rus edebiyatı sever mutlaka okumalı canım :)

    YanıtlaSil
  3. sahafımın rus edebiyatı raflarında senelerdir gözümün içine bakıp duruyor ama pek yüz vermedim şimdiye kadar:) Bakalım, belki bir dahaki sefere:)

    YanıtlaSil
  4. Kizmak ne demek iyi ki yazmissin. Bunlari da yazdiklarini okumadan yaziyorum. Ben yarin bitirmis olacagim. En gec Pazar günü blogumda cikmis olur düsündüklerim.

    YanıtlaSil
  5. Sevgili N.Narda şiddetle tavsiye ediyorum o da okunmak istiyor anlaşılan size bakıyormuş :)

    Sevgili Özgür merakla bekliyorum yazını Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  6. Yine meraklandırdın beni Deniz'cim. Hele verdiğin hüzünlü örneklerden sonra bu kitabı okumamak olur mu? Ekleyeceğim listeme.

    YanıtlaSil
  7. By yorumu bekliyordum uzun zamandır. Kesinlike okuyacağım, teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  8. Sevgili Biblio ve Sevgili Nefertiti okumanızı ve yorumlamanızı dört gözle bekliyor olacağım. Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  9. Selam
    Ben çok teşekkür ediyorum açıkçası hiç aklıma gelmeyecek bir eseri kaçırmama engel olduğunuz için.Kitaba başlamadan önce çok korkuyordum sıkılırım ve bitiremem diye ama hiç de tahmin ettiğim gibi olmadı.Birinci cilt zaten çok rahat gidiyor savaşın tam da başlamadığı daha çok aile ilişkilerinin anlatılması sebebiyle herhalde.İkinci ciltte hem dünya savaşı hem iç savaşlar derken biraz daha karmaşık ama benim gibi olaylara hakim olmayan birine göre yazılmış sanki kişilerin olayları sorgulamalarında kendi sorularıma da cevaplar bulabildim.Ve ben maalesef sizin gibi çalışkan bir okuyucu olamadığım için üçüncü cildin başındayım,bitince onları da yazarım.Tekrar teşekkürler.Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  10. Sevgili Yeraz 3. cilt de biraz ağır ilerleyebilir ama 4. cilt su gibi. Ben teşekkür ederim bize eşlik ettiğiniz için. Umarım bir daha gene böyle bir okuma gerçekleştiririz. Kasım ayında bu yılın Nobel Ödülünü alan yazarını okuyacağız şimdi heyecanla onu bekliyoruz :)

    Sevgiler kitap bitince yine yorumunuzu bekliyorum ;)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...