Aslında Kafka ile yakın arkadaşı Max Brod ile var olmuştur. Eğer o Kafka’ya inanmasaydı, Kafka’yı tanıyamayacak, eserlerini bilemeyecektik. Kafka’nin yazıları arasında Max Brod’a yazılmış bir not bulunmuştur. Notta;
“Sevgili Max son dileğim şu; Geride bıraktığım bütün yazıları, günceleri, müsveddeleri, mektupları, başkalarının ve benim olanları, çizdiğim resimleri, ayrıca sende de ne varsa tekine varıncaya kadar okumadan yakacaksın. Başkalarında bulunan bütün yazı ve resimleri benim adıma rica edip al. Sana vermek istemedikleri mektupları da hiç değilse kendilerini yakmasını söyle.Dostun Franz KAFKA”yazmaktadır.
Max Brod arkadaşının bu son isteğini gerçekleştirmez ve ölümünden sonra birer birer Kafka’nın eserleri yayınlanır. Max Brod hiçbir zaman son isteğini gerçekleştirememenin verdiği bir üzüntü duymaz, o ona göre bunu yapmalıydı. Kafka’nın kendine has bir yeteneği olduğu aşikar ancak onu Max Brod yarattı dersek sanırım yanlış olmaz.
Kafka haftasında Kafka’nın üç romanı, Dava, Şato, Amerika; bir uzun öykü Ceza Sömürgesi;üç kısa öyküsü, Yasanın Önünde, Açlık Cambazı, Hüküm ve Özlem Fırtına’nın yazdığı Amerika romanın analizini okudum.
Dava (Der Prozess)

Dava (Der Prozess)Franz Kafka
Sosyal Yayınlar
2003 İstanbul
ISBN: 9757384585
392 Sayfa
Çeviri: Arif Gelen
Kafka Haftasına Dava ile başladım. Dava 1925 yılında yazarın ölümünden sonra yayınlanmıştır. Romanın kahramanı Josef K, 30. yaş gününün sabahı tutuklanır; fakat neden tutuklandığına dair en ufak bir fikri bile yoktur. İlk olarak bankada çalışan arkadaşlarının doğum günü için yaptıkları bir şaka olduğunu zanneder. Ancak gerçek olduğunu anlar. Tutuklu olmasına rağmen bu durum onun gündelik yaşamını etkilemez ve bankadaki işine devam eder. Josef K. neden tutuklandığını anlamaya çalışırken diğer yandan kendisini nasıl savunacağını düşünür. Yargılanacağı mahkeme de son derece tuhaftır. Varoşlarda fakir insanların yaşadığı son derece bakımsız bir evde çatı katındadır. Mahkemelerde görevli olan mübaşirin karısı Josef K.’ya yardım edebileceğini yargıç ile ilişkisi olduğundan bahseder ve Josef K.’yı da baştan çıkarmaya çalışır. Bütün bu olayların arasında amcası durumu öğrenir ve tanıdığı bir avukata gitmeyi teklif eder. Avukatın yanında çalışan kadın da Josef K.’yı baştan çıkarır ve ona dava ile ilgili tavsiyelerde bulunur. İşler her geçen gün Josef K için daha karmaşık hale gelir. K neden ve kimin tarafından yargılandığını bulmaya çalışsa da başarılı olamaz. Dava bir yıl sürer ve 31. yaş gününde cezası infaz edilir. Her ne kadar distopik kitaplar arasında sayılmasa da bana okurken Orwell’in 1984’ünü anımsattı. Josef K.’nın etrafındaki herkesin bir şekilde mahkeme ile bir ilgisi ve ilişkisi var. Romanın sonlarına doğru Dönüşüm’ü okurken hissettiğim “Bu bir karabasan birazdan uyanacak” hissiyatı peşimi bırakmadı. Kafka belki o kadar karamsar olmasa Dava Josef K.’nın karabasandan uyanması ile sona erebilirmiş gibime geliyor. Romanda bastırılmış bir cinsellik göze çarpıyor bunda Kafka’nın kadınlarla sağlıklı bir ilişki kuramamasının etkisidir. Romanda en sevdiğim bölümlerden biri avukatın neler yapacağına, nasıl hareket edeceğine ilişkin yaptığı uzun konuşma, diğeri ise Ceza Sömürgesi’nde de yer alan kitapta Katedral’de bölümünde anlatılan “Yasanın Önünde” öyküsü.

Şato (Das Schloss)
Franz Kafka
Gün Yayıncılık
2003 İstanbul
ISBN: 9758722360
360 Sayfa
Çeviri: Orhan Tuncay
Haftanın ikinci kitabı Şato. Şato 1926 yılında yayınlanmış. Romanın kahramanı K, gecenin geç bir saatinde bir köye gelir. Yollar karla kaplı, hava soğuktur. K. bu köydeki şatoda kadastrocu olarak çalışacaktır. Geceyi geçirmek için hana giden K.’ya köyde kalabilme izni olup olmadığını sorduklarında K, şato tarafından kadastrocu olarak işe alındığını söyler. Önce kalmasına izin verilir ancak kısa süre sonra şatodan izin almadan handa geceleyemeyeceğini söylerler. Yabancı olduğu için dışlanan K.'nın akıbetini şatoya sorarlar. Telefonda ilk önce olumsuz yanıt verilir ancak ikinci telefonda kalma izni verilir. Daha sonra köy muhtarı, şatonun bir kadastrocuya ihtiyacı olmadığını söyler, onun yerine K.’ya okulda hademelik önerilir. Şatonun memurlarında Klamm’ın eski sevgilisi Frieda ve iki yardımsıyla okulda çalışmaya başlasa da öğretmenler tarafından yaptığı hiçbir şey beğenilmez ve okuldan kovulur. Önce şatoya daha sonra da şatonun gizemli memuru olan Klamm’a ulaşmaya çalışır fakat başarılı olamaz (Dava’da olduğu gibi) Şato ulaşılmazdır ve köy üzerinde büyük bir hakimiyeti vardır. Şatoya ulaşmak K. için bir saplantı haline gelir, her yolu dener fakat bu kendisini yıpratmaktan başka bir işe yaramaz. En sonunda şatodan bir memur ile bir görüşme ayarlar fakat uyuya kalır bu şansı da kaybeder. Roman tamamlanmamıştır ancak gidişatından sonunu tahmin etmek güç değildir. Şato’da Kafka kelime oyunları ile aslında romanı özetlemiş. Almanca’da das Schloss Şato anlamının yanında kilit anlamına da gelir. K.’nın ulaşmaya çalıştığı memur Klamm’ın adı aydınlatmak, açıklamak anlamındadır ve K. Klamm’a ulaştığı zaman her şeyin açıklığa kavuşacağına inanır. Ancak Klamm’ın varlığı bile şüphelidir. Şato’da ise en sevdiğim bölüm Frieda’nın Sitemi bölümü.
Amerika (Der Verschollene)
Franz Kafka
İthaki Yayınları
2006 İstanbul
ISBN 975-273-280-1
286 Sayfa
Çeviri: Şükrü Çorlu
Haftanın üçüncü romanı Amerika. Amerika Kafka’nın yazdığı ilk romanı 1911-1914 yılları arasında yazılmıştır. Roman 1927 yılında Amerika adı ile yayınlanmıştır. Daha sonra Kafka’nın notlarında ve günlüklerinden roman için “Kayıp” adını kullanıldığı anlaşılmıştır. Günümüzde her iki ad da kullanılmaktadır. 16 yaşındaki Karl Rossmann kendisini baştan çıkartan bir hizmetçi kızdan çocuğunun olması nedeniyle ailesi tarafından Amerika’ya gönderilir. Hizmetçi kız ne kadar suçlu gibi görünse de Karl’a bir iyilik yapar ve Amerika’da yaşayan dayısına mektup yazar. Mektubu alan dayısı limanda Karl’ı karşılar. Karl’ın dayısı varlıklı bir adamdır. Fakat kısa bir süre sonra Karl dayısının rızası olmadan bir aile dostlarının davetini kabul ettiği için dayısı tarafından reddedilir. Karl geceyi geçirmek için bir otele gelir. Orada İrlandalı Robinson ve Fransız Delmarche ile tanışır. Onlarla birlikte iş bulma umuduyla yola çıkar. Bir gün yürüdükten sonra acıkan arkadaşları ve kendi için yemek almaya bir otele girer. Orada baş aşçının yardımıyla asansörcü olarak iş bulur. Fakat yaptığı küçük bir hata yüzünden bir süre sonra işten çıkarılır. Mecburen Robinson ve Delmarche ile yaşamaya başlar. Onlar da Brunelda adında bir kadının yanında yaşamaktadırlar. Karl’ı Brunelda’ya hizmet etmesi için yanlarında alıkoyarlar. Son olarak Karl bir tiyatro ilanı görür ve oraya başvurur ve kabul edilir. Bu son bölüm olan Oklahoma Doğa Tiyatrosu bölümü daha önce de belirttiğim gibi bir cennet tasvirini anımsatmakta. Bu kadar naif bir son Kafka’ya göre değil. Onun romana uygun gördüğü “Kayıp” adı ile bağdaşması için Karl’ın ölmüş olması gerekir. Amerika benim en sevdiğim Kafka romanı oldu. Dava ve Şato kadar karamsar bir havanın olmaması bunda bir etken sayılabilir. Kahramanımız umutlu olması romanı daha aydınlık kılıyor. Bu arada yazmadan duramayacağım bir hata gözüme çarptı. İthaki Yayınlarının Kafka’nın hayatında yaptıkları yanlış göze çarpmayacak gibi değil. Kafka’nın hayatında önemli bir yer edinmiş en önemli özelliği olan ve romanlarında da bu özelliğine yansıtan bekar olmasıyla ilgili yapılan büyük bir hata. Kafka’nın Milena Jesenska ile evlendiğini yazmışlar. Bunu Kafka istemiş olsa bile zaten teorikte bu mümkün değildi, Milena zaten başkasıyla evliydi. Kendi metinlerinde bile mantık hatası gün gibi ortada; “Evlendiği Milena Jerenska (soyadı da yanlış ama olsun) ile 1920-1922 yılları arasında çok hareketli bir mektup alışverişinde bulundu.” Madem evlenmişler neden acaba hala mektuplaşmışlar o zaman. Niyetim dalga geçmek değil bu hata gözüme çarpar çarpmaz hemen yayınevine mail gönderdim ama sanırım mailleri okumuyorlar. Bu hata dışında İthaki’nin Amerika çevirisi gayet güzeldi bunu da belirtmek isterim.
Özlem Fırtına
Alman Kitabevi
2006 İstanbul
ISBN 9789944504409
137 Sayfa
Üniversitemizin kütüphanesinde tesadüfen buldum bu kitabı. Kafka’nın Amerika romanı üzerine yazılmış çok başarılı bir analiz çalışması. Özlem Fırtına Kafka üzerinde çalışan bir akademisyen. Kafka’nın romanlarını bitirdikten hemen sonra okumam anlamlı oldu ve romanların kafamda belirgin bir yer etmesini sağladı. Üzerinden bir süre geçmiş olmasına rağmen hala izleri taze. Kitapta Kafka’nın hayatından eserlerinden bahsedildikten sonra, Amerika romanının analizi başlıyor. Kafka meraklıların okuması gereken bir inceleme.



