20 Nisan 2016 Çarşamba

O Geri Döndü - Timur Vermes


Beni aylar sonra yazmaya teşvik eden kitap. Son günlerde gerçi snapchatte kitap yorumları ve tanıtımları yapıyorum ve bu beni çok mutlu ediyor. Çok da güzel geri dönüşler aldım bu konuda devam etmem için. Ancak bir yandan da bloga da bu kitabı yazmak istiyorum. Blogger paneline girince bir sürü yorumun benim onayımı beklediğini görünce hala okunuyorum diye düşündüm. Çok mutlu oldum. Eski günlere döndüm. Bloga yazmak için kitabın bitmesini iple çektiğim günlere. 

Asıl meseleye gelirsek son aylarda okuduğum en keyifli en yaratıcı kitap. Hitler çoğu insan için nefret edilen bir figür ama benim çok merak ettiğim bir anti kahraman. Ne zaman onunla ilgili bir filme, belgesele, makaleye yada kitaba rastlasam hemen ilgimi çeker izler veya okurum. Bu kitabı ilk gördüğüm ve konusunu okuduğum an işte dedim yıllardır merakla yazılmasını beklediğim kitap nihayet yazılmış. Ben hep böyle bir kitap yazmayı hayal ederim. Geçmişte yaşamış ünlü biri günümüze gelse neler yaşardı. İşte bu kitap tam da bunu anlatıyor. 

Hitler 2011 yazında Berlin'de boş bir arazide uyanır. Neler olduğunu anlamaya çalışırken bir büfeci ona yardım eder. Bir takım bağlantılar kurar ve Hitler bir anda kendini televizyon programında bulur. Arada işler karışsa da you tube da tıklanma rekorları kırar ve Führer için yepyeni bir kariyer başlar.

Çok hoş esprili ve rahat bir dil ile yazılmış. Eğer siz de benim gibi Hitler'e bir merakınız varsa mutlaka okuyun. Çok keyifli, hala bu satırları yazarken gülümsememe neden oluyor. Kapağa da bayıldım çok güzel. Okursanız lütfen yorumlarınızı yazın. 

Sıcağı sıcağına kitap yorumlarım snapchatte : thalassapolis 

İzleme önerileri: 



Ve ayrıca You Tube'da "Nazilerin Karanlık Dünyası" adıyla bulabileceğiniz belgesel serisi her bölüm birbirinden güzel. 


Timur Vermes - O Geri Döndü
 Pegasus Yayınları, 2014, İstanbul, ISBN: 978-605-343-317-0, 406 sayfa



15 Temmuz 2015 Çarşamba

Anadolu Medeniyetleri Müzesi


Müze gezmek benim için bir tutku ve işimin parçası. Saatlerimi harcayabilirim. Kızım da bana benziyor o da çok seviyor. Müze gezmeyi sevdiğim kadar müze mağazalarından alış veriş yapmayı da çok seviyorum. Blogumda artık bu alışverişlerime de yer ayırmaya karar verdim. Belki beğendiğiniz bir şey olur fikir verir.  Yeğenimin mezuniyeti nedeniyle (ki çok gururlandık Hacettepe İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölüm 3. olarak mezun oldu) Ankara'ya gittik geçtiğimiz haftalarda. Yeni restore edilen müzeye gittik Almina ile. Müze gezimizi aşağıdaki slaytlardan takip edebilirsiniz. 





Gelelim müze  mağazasından aldıklarıma. Elbette müzenin bence en güzel eserlerinden biri Törensel Güneş Kursu.



 Atina kentinin sikkesi şeklinde küpe.


 Geçen bir arkadaşım "Ya bu arkeologların olmazsa olmazı bez çanta mı?" diye sordu. Evet nedense çok severiz :) ufak bir bez çanta koleksiyonum var. Bu da yeni parçası.


 Kart almadan asla çıkmam :) 


 Bu kaleme ba-yıl-dım Sparta miğferi şeklinde ucu ve minik bir de not defteri aldım. Kalem ama çok güzel. 


 Siz benim buzdolabı gördünüz mü? Ben de göremiyorum zira üstü magnet dolu bir gün onu da paylaşayım :) 


 Taklit bir sikke. Nümizmatik Hocam'ın kulakları çınlasın. Bize ders anlatırken elinde 2000 yıllık paraları tutar yeri gelince de "bak işte bu" derdi. Biz de bir gün ekmek alırken bir drahmi verecek diye gülerdik. 


Ayraçlarım olmadan asla. Bunlar da koleksiyonumun yeni cicileri. 

Siz en çok neyi sevdiniz :) 

14 Temmuz 2015 Salı

Ağlamak İstiyorum


2000'li yılların başında İzmit Real AVM'de D&R açılmıştı. Çok mutlu olmuştum. Artık CD, Kitap almak için İstanbul'a gitmeye ya da Antalya'ya dönmeyi beklemeye gerek yoktu (Antalya'da okuyordum). Hatırlıyorum neredeyse yaz tatilimi D&R'da geçirmiştim. O sıralarda bir diğer mutluluğum Carrefour AVM'deki İnkılap Kitabeviydi. Ben hep oralardaydım. Ama nedense sonra peşi sıra kapandılar. Çok mutsuzdum. Sonra okulum bitip İzmit'te dönünce daha da mutsuz oldum. Neyse ki İstanbul yakındı. Çalışmaya başlayınca internetten kitap almaya başladım. Ama elbette eline alıp biraz göz atmanın keyfi bir başka. Yıllardır "keşke yeniden açılsa" dedik durduk İzmit'li kitap kurtları olarak. Veeee nihayet Symbol AVM de artık yine yeni yeniden bir D&R' ımız var. Çok da güzel. Hemen fotoğrafını çekip Instagramda paylaştım :) Fotoğraf çekerken çevremdekiler biraz tuhaf tuhaf baktılar :) 

Hemen alış veriş yaptık. En sevindiğim şeyse Sabit Fikir'i fellik fellik aramak zorunda kalmayacağım. 5 liraya da çok güzel kitaplar vardı ben Dünya Ağrısı'nı aldım. Instagram'da fotoğrafı paylaşınca "Aaa İzmit'te nasıl D&R yok muydu?" diye yorumlar geldi. Ya işte böyle şok edici bir durumdu çok şükür bitti :) 




12 Temmuz 2015 Pazar

Buket Uzuner - Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları Su

 
 
 
Uzun zamandır okumuyordum Buket Uzuner'i. Çok sevdiğim iki kitabı Kumral Ada Mavi Tuna ve İki Yeşil Su Samuru'nun tadı hala damağımda. Öneri isteyen pek çok arkadaşıma bu kitapları önermişimdir. Ama sonra nedense Buket Uzuner'in yeni kitaplarını almak okumak çok istememe rağmen araya başka şeyler girdi. Lisans tezi, yüksek lisans tezi, dersler v.b. Ta ki ikinci yüksek lisans tezim için araştırma yaparken tekrar karşılaşana kadar. Şamanizm ile ilgili bir araştırma yaparken buldum Defne Kaman'ı. İlk çıktığı zaman görmüştüm kitabı incelemiştim okumalı demiştim. Ama onlarca sayfalık kitap listemin minik bir maddesi olarak kalmıştı. Şamanizm olunca konu hemen aldım şans eseri kitabı sipariş ettiğim zaman ikinci kitabı Toprak da çıkmıştı onu da aldım. Kapak tasarımı şahane. Good Reads'de biraz olumsuz eleştirilmiş kitap. Ben çok severek okudum. Eski Türk inançlarına tam bir saygı duruşu niteliğinde. Şimdiye kadar ilgi duymayanlara temel bilgi veriyor ve en azından başka şeyler özellikle de Kutadgu Bilig'i okumaya teşvik ediyor.
 
Bu kitabı okurken aklıma bir soru takıldı. Lisedeyken bize verilen edebiyat derslerinde neden kitabı okutmak yerine kitap konusunda hiçbir fikir vermeyen, kitaptan alınmış bir kaç sayfa okutulurdu acaba? Örneğin edebiyat dersinde Homeros'un İlyada'sı konusu işlenirdi. İlyada'dan bir kaç sayfa okunur geçilirdi. Ben kişisel ilgim nedeniyle İlyada'nın tamamı okumuştum lisedeyken. Üniversiteye başladığımda 32 kişilik sınıfta Hocamız "Kim İlyada'yı okudu?" diye sorduğunda tek ben el kaldırmıştım. Bölümümüz Eskiçağ Dilleri idi. Neden bir hafta boyunca herkes İlyada'yı okuyup sonra üzerinde konuşmazdı. Ya da diğer eserlerde. Sadece bir hocam bana dönem ödevi olarak kitap incelemesi vermişti. Bu en severek yaptığım dönem ödeviydi. İlk dönem "Notre Dame'ın Kamburu" ikinci dönem de "Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç"ı seçmiştim.
 
Gerçi nedenini biraz anlıyorum. Üniversitedeki öğrencilerime (Arkeoloji Bölümü) ne zaman böyle okuma ödevi versem ki genelde onlar da İlyada okumamış olarak Üniversite'ye geldikleri için İlyada'yı okuma ödevi veriyorum, mırın kırın ediyorlar. Hatta bana "Hocam kitap okumasak Troy filmini izlesek" diyorlar. Demek lisedekilere okutmak daha zor olmalı. Bu konuya nereden geldim; Kutadgu Bilig'i çok iyi bilmeme rağmen hiç bir zaman başından sonuna kadar okumadım. Kim bilir daha neler kaçırıyoruz. Bir kitap kurdunun en büyük üzüntüsü ve korkusudur. Yeterince hayatı boyunca kitap okuyamamak. Bu nedenle Buket Uzuner güzel bir şey yapmış böyle değerli bir eseri ve satır aralarında geçen başka kitapları okuma isteği yaratmış. Bu bakımdan başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Diğer yandan eleştirdiğim tek nokta sembollerin çok gözümüze sokulması. Adları, soyadları ve diğer bazı isimleri çok simgesel buldum. Bu öykünün inandırıcılığını biraz yitirmesine neden olmuş bence. Onun dışında Toprak'ı okumak için sabırsızlanıyorum. Tatilde yanımda götüreceğim.
 
Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceralarının ilki Su, ikincisi Toprak dediğim gibi yeni basıldı. Onun da kapağına bayıldım. Su'yu okumaya zor bir gecede başladım. Kızım bademcik ameliyatı olmuştu. O gece haliyle ateşini kontrol etmek için eşimle nöbetleşe başında bekleyecektik. Üçe kadar ben bekleyecektim. İşte o gece okumaya başladım. Çok şükür kurabiyemin ateşi hiç çıkmadı normal bir gece geçirdik. 
 
Gazeteci Defne Kaman bir yaz gecesi bindiği vapurdan arkasında bir iz bırakmadan kaybolur. Komiser Ümit Kaman bir anda olayların içinde kendini bulur. Elindeki ilk ipucunu sahaf arkadaşı çözer. Ancak iş daha da garip bir hal alır. Defne Kaman'ın ailesinden Umay ninesi gizemi daha da arttırır. Komiser Ümit bir yandan bu işi çözmeye çalışırken diğer yandan aşkı için mücadelede etmeye başlar. 
 
Şamanizm'e ilginiz varsa kesinlikle öneririm. Çok da güzel bir yaz kitabı.
 
Ayrıca Buket Uzuner'in katıldığı ve Şamanizm'in konuşulduğu Öteki Gündem'in bu bölümünü de izlemenizi öneririm.
 
     
 
 
 
Buket Uzuner - Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları Su
Everest Yayınları, 2014, İstanbul, ISBN:978-605-141-003-6, 329 Sayfa
 

21 Mart 2015 Cumartesi

Y.Hakan Erdem - Tarih-Lenk

 
 
Y. Hakan Erdem ve Cemil Koçak son dönemlerde ilgi ile takip ettiğim tarihçiler. Ne zaman boşluk bulsam hemen eski programlarından birini açıp izliyorum. En son 360 tv'de program yapıyorlardı. Sanırım bir süre ara verdiler. Bu konu ile ilgili tweet bile attım "Program yok mu?" diye :) Üslupları bir harika ve sanırım iyi de dostlar aralarındaki enerji müthiş.
 
Tarih-Lenk ilk basıldığı zaman çok ilgimi çekmiş ancak bir türlü okuyamamıştım. Geçenlerde kütüphanede dolaşırken denk geldim ve hemen aldım. Y. Hakan Erdem bir programda Halide Edip'in anılarının İngilizcesi ile Türkçesi arasındaki müthiş farklardan bahsettiğinde kitap ilgimi daha da çekmişti. Zira kitapta bu farkları anlatıyordu. Sadece bunlar mı? Koskoca Abdülhamit'in telgrafın ülkeye geldiğinden habersiz oluşu, anlı şanlı tarihçilerin meta-metinleri ile kaç kitap bastıkları, intihaller, düpedüz uydurmalar neler neler...
 
Y.Hakan Erdem'in şahane üslubu ile bayıla bayıla çoğu zaman kahkahalarla okudum bu şahane kitabı.
 
Hakan Hoca, Türkiye'de pek de olmayan eleştiri türünde kaleme aldığı bu kitap tüm tarih severlere iyi gelecek. Ben çok sevdim. Teze başlamışken bana ayrıca iyi geldi özellikle bilimsel yazı yazmanın detayları ile ele alındığı VI. Bölüm.
 
Dediğim gibi kimi paragraflar öyle komik ki okurken etrafımdakiler ne okuyor acaba diye elime baktılar :)
 
"Gelelim Mahmud'un fotoğrafı işine. İnsanın "Aa keşke renklisini astırsaydı! Photoshop'la da sağını solunu düzelttirseydi, daha etkileyici olurdu!" diyesi geliyor."
 
Kitabı Üniversite'nin kütüphanesinden ödünç aldım ama ilk fırsatta kendime alacağım böyle bir kitapsız kütüphane çok eksik kalacaktır.
 
 
Kurabiyemle Starbucks'da Cinderella filminin seasını beklerken
 
 
 
Y.Hakan Erdem - Tarih-Lenk
 
Doğan Kitap, 2009, İstanbul, ISBN:978-605-111-062-2, 360 Sayfa
 




27 Ocak 2015 Salı

Filmler ve Kütüphaneler


Kitap sevdiğim için film izlerken çoğu zaman kitaplar ve kütüphaneler ilgilimi çeker. Sevdiğim ve izlediğim filmlerde beğendiğim kütüphaneleri paylaşmak istedim.

1- You've Got a Mail


Meg Ryan'ın "The Shop Around The Corner" adlı kitapçısı

Hangisinden başlasam, zaten film tamamen kitaplar üzerine kurulu şahane bir film. Film New York'ta geçer ve mevsimlerin değişmesine de tanık oluruz. 50 kere falan izlemişimdir sanırım. Ne zaman umudum azalsa izlediğim filmlerden. Filmin her anında kitap var. Meg Ryan ile Tom Hanks kitap işinde iki rakip. Hem kitapçıları hem de evlerindeki kütüphaneler şahane. Tabii her ne kadar Tom Hanks'in mağazası, Meg Ryan'ın mağazası kadar sevimli olmasa da Amerika'nın o muhteşem kitapçılarından esinlenerek yapılmış (Ah Barnes&Noble ah). Meg Ryan'ın kitapçısının adı " The Shop Around The Corner". 1940 yılı yapımı James Stewart filminin adı. Konu itibariyle de bu filme bir selam gönderiyor. Aşk ve Gurur ise filmin en önemli kitabı.  


Meg Ryan'ın evindeki kütüphanesi 


Konuk oldukları evin kütüphanesi




Tom Hanks'in "Fox&Sons Books" adlı kitapçısı 


Tom Hanks'in evindeki kütüphanesi 
2- LOTR 

"Hepsine hükmedecek bir yüzük, Hepsini o bulacak, Hepsini bir araya getirip, karanlıkta birbirine bağlayacak."

Kitap yeterince kült değilmiş gibi filmi de kült oldu. Beni bilenler LOTR fanlığımı iyi bilirler. Her yaz kitabı okur hemen her ayda filmlerini izlerim. Filmin en güzel sahnelerinden biri Gandalf'ın yüzük ile ilgili araştırma yapmak için gittiği kütüphane. Orada çalışmak isterdim. Bilbo'nun yazdığı kitap ise şahane.




3- Gone With The Wind 

Red Butler buralarda olmasın!

Filmi, kitabını geçen bir eser Rüzgar Gibi Geçti. Kitabından çok daha etkileyicidir. Defalarca izledim. Vivien Leigh, Scarlet O'Hara olmak için doğmuş. Ona o kadar yakışıyor ki. Filmin en önemli sahnesi, Scarlet'in aşkını ilan ettiği sahne, kütüphanede geçer. Scarlet o kitapların arasında muhteşem durmuyor mu? 

4-Something's Gotta Give



Nancy Meyers'in filmleri gerçekten çok keyifli ve seçtiği evler şahane. Bu filmde de New York Southampton'da bir evde geçiyor hikaye. Diane Keaton bir yazarı canlandırıyor filmde. Hem çalışma masası hem de kütüphanesi muhteşem. Film de çok keyifli. 


Burada tez yazılır işte

5- Shawshank Redemption


"Korktukça tutsak, umut ettikçe özgürsün."

Sinema tarihinin en muhteşem filmlerinden biri, benim de en sevdiklerimden. Yine defalarca izlediğim filmlerden. Andy'nin kütüphanede çalışması onun için bir dönüm noktası olur. Defalarca kitap talep eden mektuplarına günün birinde cevap geldiğindeki mutluluğu bizim de içimizi kaplar. Filmin en önemli kitabı hatta belki de oyuncusu İncil'dir. Kurtuluş onun içindedir. 

Exodus: Çıkış Mısır'dan çıkışı anlatır daha doğrusu kaçış mı demeli ?

6- Indiana Jones and the Last Crusade


Kahramanım Indi 

Geldik en sevdiğim seriye. Arkeolojiyi sevmemde ve seçmemde etkisi büyük. Filmin en önemli sahnelerinden biri Venedik'deki kütüphane sahnesi. Yerdeki mermeri kırarken kütüphanecinin kitapları damgalarken senkronizasyonu şahane. Filmde ayrıca Indiana Jones'un babası Henry Jones'a ait Kutsal Kase günlüğü muhteşem. Şahane bir defter. Hatta defteri Hitler imzalıyor mutlaka izlenmeli o sahne. 


Kutsal Kase'ye nasıl ulaşılır? 


Bir imza mein Führer :) 

7- The Mummy


Yapma işte bunu!

Güzel bir seri daha. Tabii ben en çok ilk filmi seviyorum. Egyptolog olmak ne çok isterdim. Filmin en güzel sahnelerinden biri Rachel Weisz'ın kütüphanede çalıştığı sahne. Yine Esaretin Bedeli'nde olduğu gibi burada da baş rolde bir kitap var: Ölüler Kitabı. Şahane bir kitap. 


Ölüler Kitabı 

8- The Holiday


Belki şurada kitap okuyan bir Deniz vardır ;) 

Yine bir Nancy Meyers filmi; başrolde oynayan Kate Winslet ve Jude Law kitap işinde iki kardeş. Bu nedenle kitaplar karşımıza çıkıyor. Zaten Kate Winslet'in cottage'ı muhteşem. Ancak maalesef gerçekte böyle bir ev yok. Bu ev film için çok kısa bir sürede inşa edilmiş. Film çok güzel, en sevdiğim yanı ise meşhur The Good, The Bad and The Ugly filminin çirkini Eli Wallach'ın da filmde yer alması. 


Editör olan Jude Law'ın çalışma odası ve kütüphanesi 

9- Nothing Hill


Ah canım ya

Bir kitapçı filmi daha. Ünlü bir aktristi canlandıran Julia Roberts film çekimi için geldiği İngiltere'de girdiği küçük bir kitapçıda Hugh Grant ile tanışır ve aralarında sevimli bir ilişki başlar. Hugh Grant'in küçük ve sevimli kitapçısına bayılmamak mümkün mü? 


Ne güzel bir an!


10- Amour


Çok üzücü ama izlenmeli

Son yıllarda izlediğim en etkileyici filmlerden biri. İzlemediyseniz kesinlikle izlemenizi öneririm. Emekli müzik öğretmeni bir çiftin öyküsü. Hem plak koleksiyonları hem kütüphaneleri ile film ayrıca ilgimi çekti. Hüzünlü bir film.

BONUS: English Patient


İngiliz Hasta benim en sevdiğim  filmlerden biri. Filmde Kont Almasy'nin kitabı çok güzel. İçinde her türlü anı var. Ayrıca Katharine, Herodotos'dan çok hoş bir hikaye anlatıyor. Kandaules'in öyküsünü. Epeydir izlemiyorum canım izlemek istedi. 


Benim listem bu... Aklıma gelen film olursa eklemeyi düşünüyorum. Sizin böyle bol kitaplı filmleriniz var mı? Lütfen yazın :) 

18 Ocak 2015 Pazar

2015 Rusya'da Edebiyat Yılı İlan Edildi




Rusya'da 2015, edebiyat yılı olarak ilan edildi. Hazırlanan edebiyat logosuna göre Rusya'da 2015 yılının sembolleri, Rusya'nın büyük yazar ve şairleri Aleksandr Puşkin, Nikolay Gogol ve Anna Ahmatova olacak. Logo, Rus şair ve yazarların profilleri Rus bayrağı renklerinde olacak şekilde tasarlanmış.
 
Rus Edebiyatını hep sevdim. Bu sene de bulduğum fırsatlarda mutlaka Puşkin ve Gogol'ün okumadığım kitaplarını okumaya çalışacağım. Anna Ahmatova hiç okumamıştım bu sene onu da okumaya çalışacağım. Gogol en sevdiklerimden. "Palto"sunu üç dört kez okumuşumdur. Bu sene Genco Erkal'ın efsanevi bir şekilde oynadığı "Bir Delinin Hatıra Defteri" ni izleme şansı da buldum. Genco Erkal'ın performansı günlerce beni etkisi altına aldı. Eğer Palto'yu okumadıysanız mutlaka okuyun. Dostoyevski o kadar değer verir ki şöyle demiştir: "Hepimiz Gogol'ün paltosundan çıktık."  
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...