16 Mayıs 2013 Perşembe

Elizabeth Kostova - Tarihçi



Tarihçi (The Historian) 

Elizabeth Kostova

İnkılap Kitabevi

2005, İstanbul

ISBN: 9751023734

648 Sayfa

Çeviri: İdem Erman 





Ne zamandır okuyorum ama yazamıyorum. Neden böyle bir döneme girdim hiç bilmiyorum diğer bloglarımı da güncelleyemiyorum. Bugün şahane bir kitap bitirince yeniden bir yazma paylaşma isteği geldi. Sondan başlayarak son zamanlarda okuduğum kitapları tekrar yazmayı istiyorum.

Tarihçi ilk yayınladığı zaman dikkatimi çekmişti. Ben de eskiçağ tarihçisi olduğum için alıp okumak istedim ama nedense araya hep başka kitaplar girdi. Daha sonra Sevgili arkadaşım Judy'nin bayılarak okuduğunu öğrenince (Kendisinin şahane yazısı burada) yeniden hatırladım kitabı ve bir gün üniversitenin kütüphanesinde dolaşırken rastladım. Ruhi Mücerret yeni bitmişti ve ne okusam diyordum. Hemen ödünç aldım ve okumaya başladım. Kitap oldukça kalın olmasına rağmen sürekli yanımda taşıdım durdum. İlk andan itibaren kendine çekiyor. Anlatımı girift olsa da bence rahat okunan bir kitap. Çünkü romanın anlatıcısı olayları anlatırken araya hem kendi babasının hem de babasının hocasının mektupları giriyor.  Romanda en sevdiğim şey kuşkusuz dolaştıkları kütüphaneler ve orada geçirilen saatler oldu. Roman ayrıca kütüphane keşiflerine çıkarmanın yanı sıra birbirinden güzel ülkelere götürüyor, birbirinden şahane tarihi yerleri dolaştırıyor ki bunlar arasında İstanbul ve Aya  Sofia da var.

Kitabın konusu kabaca Drakula'nın aranışı diyebiliriz. Ancak olaya biraz daha farklı bir bakış açısı ile yaklaşarak - vampirlik bir batı figürü gibi görünse de - Drakula'nın Osmanlı'da geçirdiği dönem ve Fatih ile olan rabıtası nedeniyle "Niye köklerini İstanbul'da aramıyoruz"dan hareket ediyor. 

Bir gün babasının kütüphanesinden bir kitap bulan genç kız babasına bunu sorduğunda başlıyor her şey. İlk başlarda isteksiz olan baba zamanla yavaş yavaş anlatmaya başlıyor. Hocası Profesör Rossi'nin kaybolması ile olaylar daha da gerilimli bir hale geliyor. 

Tarihe ilgi duyan herkes için şahane bir kitap. Kitap bana Bram Stoker'ın Drakula'sını hiç bir zaman baştan sona okumadığımı da hatırlattı. Yıllar önce İngilizce kısa bir baskısını okumuştum. En kısa zamanda Drakula'yı da okuyacağım. 

Film hakları kitap daha çıkmadan alınmış umarım filmi de izleme şansını buluruz. Bazı eleştirmenler Dan Brown ile kıyaslamış yazarı. Ama ben Dan Brown'dan daha başarılı buldum. 

9 Mayıs 2013 Perşembe

Mayıs Ayı Kitap Ayracı




Nerede kalmıştık? Sanırım her bloggerın böyle dönemleri oluyor. Hiç bir blogumu güncellenmek içimden gelmiyor. Zaten doğru düzgün de okuyamıyorum. Halbuki çok okumak istiyorum. Ama kitaplar elimde sürünüyor. Okunmuşlar yazılmayı bekliyor. Böyle bir kısır döngü içindeyim en kısa zamanda bundan kurtulmayı umuyorum. 

18 Mart 2013 Pazartesi

Virginia Woolf - Kendine Ait Bir Oda


Kendine Ait Bir Oda (A Room of One's Room) 

Virginia Woolf

İletişim Yayınları

2003, İstanbul

ISBN: 9789750500848

127 Sayfa

Çeviri Suğra Öncü 




Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf'un feministliği anlattığı iki eserinden biridir. 19. yüzyıl sonunda hala erkekler ve kadınlar arasında eğitim eşitsizliği vardı. Bazı College'ler kadınları okula kabul etmelerine rağmen erkeklere verdikleri diploma yerine daha az değerli olan belgeler veriliyorlardı. Bu belgeler de kadınların işine yaramıyor devlet dairlerine başvuramıyorlardı. Virginia Woolf dönemine göre şanslı sayılabilir babasının kütüphanesi ve ona tutulan özel hocalarla iyi bir eğitim almasına rağmen erkek kardeşi gibi bir college'ye kabul edilmemesinin acısını yıllarca taşımıştır. (Mina Urgan, Virginia Woolf) 

1929 yılında yayınlanan Kendine Ait Bir Oda,  Newnham ve Girtin College'de 1928 yılında verdiği iki konferanstan oluşur. Konuşma dilini koruduğu için doğal ve akıcıdır. Forster'a göre en güzel yapıtlarındandır ve inancıdır. Virginia Woolf ise kitabın olumsuz karşılanacağını ve lezbiyen sanılacağından endişe eder. Ancak eser günümüzde hala feminizmin klasikleri arasındaki yerini korur. 

Bir kadın yazarın verimli olması için kendine ait bir odası ve geçinebilecek kadar parasının olmasının öneminin vurgular. Bu ikisi olmadan kadınların istese de üretken olmayacaklarını savunur.

Kitapta Shakespeare'a, dahi bir kardeş uydurması çok akıllıca ve hoştur. Ancak bu dahi kız kardeş sırf kadın olduğu için 20 yaşına gelemeden ölür gider. 

Virginia Woolf seslendiği topluluğa sadece öykü roman değil şiir, felsefe, eleştiri ve bilimsel araştırmalar da yazmalarını ister. Virginia Woolf dimağın hem dişil hem erkeksi olduğunu söyler. Bu söylem daha sonra Orlando eserinde kendini gösterir. 

Virginia Woolf'un bir diğer feminizmi savunduğu eseri Üç Gine'i de okumayı çok istiyorum. Kendine Ait Bir Oda, Woolf külliyatında ilk sıralarda okumanızı tavsiye ederim.

Bu güzel okuma için Sevgili Biblio'ya çok teşekkür ederim nice güzel okumalara... 


7 Mart 2013 Perşembe

Virgina Woolf - Flush


Flush

Virgina Woolf

İletişim Yayınları

2001, İstanbul

ISBN: 9788754709070

116 Sayfa

Çeviri:Fatih Özgüven 



Dünyanın büyük şairleri bir yanda gül koklamışlarsa, bir yanda da tezek koklamışlardır. Arada uzayıp giden sonsuz koku derecelemeleri kaydedilmiş değildir. Oysa Flush'ın içinde yaşadığı büyük ölçüde bir kokular dünyasıydı. Aşk özellikle kokuydu; biçim ve renk kokuydu; müzikle mimari, hukuk, politika ve bilim kokuydular. Onun için din bile kokuydu. Her gün yediği pirzola ya da bisküviyle yaşadığı serüvenlerin en basitini tasvir etmek bizi aşar. 


Flush, Virginia Woolf'un en rahat en keyifli okunan eseri sanırım. Çünkü kahramanımız bir köpek. Bazı eleştirmenler tarafından gözardı edilse de bir kısım eleştirmenlere göre tam bir başarı. Gerçekten de bir köpeğin yaşamını okumak çok keyifli. Bu deneyimi Paul Auster'ın Timbuktu romanı da yaşatıyor. O kitabı da çok severek okumuştum. 

Flush Viktoria dönemi şairlerinden Elizabeth Barrett'ın köpeğidir. Elizabeth Barrett babası tarafından hasta olduğu nedeniyle eve kapatılmıştır. Ancak Robert Browning ile tanışıp gizlice evlenirler ve İtalya'ya kaçarlar. En ünlü aşk öykülerinden biri olan bu öykünün tiyatro oyunları yazılmış, filmleri çekilmiştir. Virgina Woolf ise bambaşka bir açıdan kaleme alır öyküyü. Elizabeth Barrett'ın köpeği Flush'ın bakışından aktarır. 

Flush kırsal bölgede yaşayan Viktoria dönemi yazarlarından Mary Mitford'un köpeğidir. Burada geçen günleri çok mutludur. Kırlarda koşar oynar. Mary Mitford'un köpeğini satın almak isteyenler olur. Miss Mitford zor durumda olmasına rağmen Flush'ı satmaya razı olmaz ve onu Elizabeth Barrett'a hediye eder. Flush için bu olay inanılmaz bir deneyimdir. Önce sahibinin onu bırakmasına çok üzülür. Yeni sahibi seslenince yanına gider ve böylece hiç ayrılmayacak bir ikili olurlar. Kırları özlese de buradaki hayat da onu etkilemektedir. Burada yaşamaya alışır mevsimler geçip giderken bir gün bir mektup gelir sahibi heyecanlandıran bu mektup en nihayetinde sahibinin evliliğine kadar gider. Evlendikten sonra İtalya'ya giderler. Flush buraları o kadar sever ki kısa bir süre Londra dönmek ona işkence gibi gelir. İtalya'ya dönünce çiftin bir bebeği olur. Flush başta bebeğe karşı ön yargılı olsa da sonra onunla oynamayı çok sever. Daha sonra yaşadığı talihsiz pire olayı onu çok üzer. Uzun yıllar Floransa'da mutlu yaşar günün birince öleceğini hisseder ve sahibinin yanına döner. Elizabeth B. Browning kitabından başını kaldırınca Flush'un öldüğünü görür. 

Mina Urgan'ın Virgina Woolf kitabında, Virgina Wollf'un bu kitabı hiç sevmediğini belirtir. Halbuki bence çok keyifli ve neşeli bir kitap. Özellikle mevsim geçişlerinin anlatıldığı bölümler çok keyiflidir. Bayan Barrett'ın evlenidiği doğum yaptığı günlerin anlatımı da çok keyifli. Flush kendisini sevdiriyor o kesin. Virgina Woolf'un kitabı sevmemesi bana garip geldi gerçekten. Virgina Woolf okumaya başlamak isteyenler için çok iyi bir seçim. 


Elizabeth Barrett Browning

26 Şubat 2013 Salı

Virgina Woolf - Dalgalar



Dalgalar (The Waves)

Virginia Woolf

İletişim Yayınları

İstanbul, 2011

ISBN: 9789754709391

264 Sayfa

Çeviri: Oya Dalgıç




Dalgalar Virginia Woolf'un belki de en zor okunan eseri ki kendisi de bunu özellikle istemiştir. Kendine özgü bir tarzda kaleme alınan Dalgalar hem düz yazı hem de şiir öğelerini barındırmaktadır. Hatta güncesinde Dalgalar için bir tiyatro oyunu-şiir olarak bahseder. Bu yeni üslubunun güçlüğü nedeniyle kitap tam üç kez yeniden yazılmıştır. 

Roman olarak adlandırılamayan bu kitapta belli bir olay örgüsü yoktur. 6 kişinin (üç kadın üç erkek) bilinç akımını aktaran eser bazı eleştirmenlere göre Woolf'un en büyük eseridir. Karakterler bir bakıma kendi kendilerine konuşurlar. Bu altı karakter dışında Percival adındaki bir kişi daha vardır. Ancak onu sadece karakterlerin bahsetmesinden biliriz. Genç yaşta ölen Percival'ı yazar hiç konuşturmaz. Bu 6 karakter ve Percival dışında başka karakterler yoktur. Hatta bu karakterlerin bir kişinin farklı karakterleri olup olmadığı da tartışılır.

Üslup olarak farklı olsa da gerçekten de zor okunan bir kitap Dalgalar. Şiirselliğin verdiği bir ahenk olmasına ve kimi yerlerde akıp gitmesine rağmen Virginia Woolf gerçekten istediğini yapmış ve zor okunan ve karmaşık bir eser yaratmış. Kendi adıma bir önceki Virgina Woolf okumamdaki kitapları daha çok sevdiğim aşikar. Tavsiyem külliyatı okuyacaksanız sonlarda okumanız. İlk kitap olarak tercih ederseniz diğer kitaplarını okumak istemeyebilir ve çok şey kaçırabilirsiniz.

22 Şubat 2013 Cuma

J.R.R. Tolkien -Tehlikeli Diyarlardan Öyküler


Tehlikeli Diyarlardan Öyküler (Tales from the Perilous Realm) 

J.R.R.Tolkien

İthaki Yayınları

2012, İstanbul 

ISBN: 9788793794074

223 Sayfa

Çeviri: Niran Elçi




"Peri diyarı tehlikeli bir yerdir ve ihtiyatsız ayaklar için pek çok çukur, fazla cüretli olanlar için pek çok zindan barındırır... Peri masallarının dünyası engin, derin ve yüksektir, ve bir çok şeyle doludur: Orada her türlü hayvan ve kuş; kıyısız denizler, sayısız yıldız; kendisi bir büyü olan güzellik, ve her daim mevcut bir tehlike; kılıç kadar keskin coşku ve hüzün vardır.  Diyara girmiş bir insan orayı gördüğü için kendini talihli sayabilir, ama Peri Diyarı'nın zenginliği ve tuhaflığı gezginin dilini bağlar, anlatamaz. Ve orada bulunduğu sürece, çok fazla soru sorması tehlikelidir çünkü kapılar yüzüne kapanabilir ve anahtarlar kaybolabilir."

                                                              J.R.R. Tolkien

Kitap dört öyküden oluşuyor:

-Ham'li Çifçi Giles
-Tom Bombadil'in Maceraları
-Yaprak Çizen Niggle
-Büyük Wootton Demircisi

Bunların içinden Tom Bombadil'i Yüzüklerin Efendisi'nden hatırlıyoruz. Onun öyküsünde pek çok şiirsel anlatımlı minik öykücüklerden oluşuyor. Öykünün başındaki önsözde seçkilerin üçüncü çağın sonunda Hobbitler ve özellikle Bilbo ve onun dostları tarafından yazılmış görünen Shire efsaneleri ve latifeleri ile ilgili olduğu belirtilmiş. Yüzüklerin Efendisi filminde kendisine yer verilmediği için bazı hayranlarını hayal kırıklığına uğratmış bir karakter.

Ham'li Çiftçi Giles ise yakın zamanda filmini özlediğimiz Hobbit öyküsündeki gibi bir Ejderha öyküsü. Kendi halinde çiftçilik yapan Giles'in nasıl bir ejderha avcısına dönüştüğünün anlatıyor.

Tolkien hayranlarının mutlaka okuması gerek bu hoş öyküleri. Ben en çok Ham'li Çiftçi Giles'in öyküsünü sevdim. 




LinkWithin

Related Posts with Thumbnails