14 Temmuz 2014 Pazartesi

Agatha Christie - Kader Kapısı


Kader Kapısı (Postern of Fate)

Agatha Christie

Altın Kitaplar

2012, İstanbul

ISBN: 978-975-21-1088-5

256 Sayfa

Çeviri: Gönül Suveren






Şam kentinin dört büyük kapısı vardır...
Kader Kapısı, Çöl Geçidi,
Felaket Mağarasıı, Korku Kalesi...
Ey kervan, oralardan geçme,
Ya da şarkı söyleyerek geçmekten sakın.
O sessizliği duydun mu?
Kuşların ölmüş olduğunu,
Ama yine de bir şeyin kuş gibi cıvıldadığı
O sessizliği...

James Elroy Flecker (Şam'ın Kapıları)  

Kader Kapısı son Beresford kitabı. Kitabı ilk okumaya başladığımda çok sevdim. Çünkü çocuk kitaplarından bahsediyordu. Ben de çocukken okuduğum kitaplara çok değer veririm arada okurum, bakarım. Bu nedenle çok severek okudum ilk sayfaları. Ayrıca büyük de bir gizem vardı. Tam benlik dedim. Ama sonra o kadar karıştı, o kadar gereksiz cinayetler, geçmiş ile bağlantılar ortaya çıktı ki. Şu an sonu nasıl bitti diye sorsalar anlatabilir miyim bilmiyorum. Halbuki gayet güzel başlamıştı. Neyse, netice olarak tüm külliyatı okumak isteyenlere göre onu eklemek lazım. Kitabın kapağı da çok da başarılı. Kitap adında da saçmalanmamış. Bu sefer Agatha Teyze karıştırmış. 

Beresfordlar emekli olup yeni bir eve taşınırlar. Evi yerleştirdikleri sırada eski çocuk kitapları bulurlar. Tuppence bu kitapları saklamak ister ve yerleştirdiği bir gün bazılarını okur. İçlerinden "Kara Ok" adlı bir kitapta bir mesaj olduğunu fark eder: "Mary Jordan'ın ölümü normal değildi". Tommy ile olayı araştırmaya başlarlar. 

Keşke bu kadar karışık olmasaydı. Yine Agatha bizim canımız.  



11 Temmuz 2014 Cuma

Agatha Christie - Filler de Hatırlar



Filler de Hatırlar (Elephants Can Remember)

Agatha Christie

Altın Kitaplar

2012, İstanbul

ISBN: 975-21-0643-9

188 Sayfa

Çeviri Gönül Suveren







Poirot ve Ariadne Oliver'lı bir Agatha Christie romanı. Agatha Christie'nin başarılı romanlarından biri. Ben de eski bir baskısı vardı ama bulamadım onu ve yeni baskısını aldım. Çünkü lise yıllarımda okumuştum çok da iyi hatırladığım bir romandı. Yıllar sonra yeniden okumak yepyeni bir keyif kattı. Üstelik kitabın yanında şahane bir de uyarlama izledim. Aradan uzun zaman geçip kitapları bloga yazmanın bir ilginç yönü de kitapları yeniden okuma isteği yaratıyor. Bu kitabı Sevgili Biblio ile nisan ayında okumuştuk. Bu kitabın bir özelliği de sondan bir önce Poirot romanı olması. Bu nedenle kitabın sonlarına doğru hüzünlenmeye başladım. 


Ariadne Oliver yazarların yemeğinde bir kadınla tanışır: Bayan Burton-Cox. Kadın Ariadne Oliver'dan bir gizemi çözmesini ister. Oğlunun evleneceği kız olan Celia'nın (Bayan Oliver kızın vaftiz annesi)  annesinin mi babasını vurduğu yoksa babasının mı annesini vurduğu? Bayan Oliver'a çılgın bir istek gibi gelmesine rağmen Poirot ile konuşurlarken bu gizemi aydınlatmaya karar verir. Yıllar önce yaşanan bu ölüm olayını mutlaka hatırlayan filler olduğunu söyler. Zira filler asla unutmazlar.

Film uyarlaması burada. 

Severek okuduğum ve yine okumak isteyeceğim bir roman. Fillerin hafızlarının güçlü olması üzerine çekilen bir film geldi aklıma. Yıllar önce izlemiş ve çok etkilenmiştim. Çok sevdiğim Elizabeth Taylor'un Elephant Walk (1954) filmi. Denk gelirseniz tavsiye ederim. 


   



10 Temmuz 2014 Perşembe

Agatha Christie - Ölüm Meleği


Ölüm Meleği (Nemesis) 

Agatha Christie

Altın Kitaplar 

2012, İstanbul

ISBN: 978-975-21-0325-2

192 Sayfa

Çeviri: Gönül Suveren 






Miss Marple'ın en sevdiğim öyküsü sanırım. Fikir çok hoşuma gitti. Gizemli bir olayı çözmek için çıkılan bir gezi. Şahane de bir uyarlaması var. Aslında ben ilk filmi izledim. Normalde kitabını okumadığım hikayenin filmini izlemiyorum. Ama çok sıkıldığım bir gün denk geldim ve izlemeye başladım. Çok sevdim. Zaten orijinal adı da çok etkileyici: Nemesis. Agatha Christie'nin mitolojik ögeleri kullanmasını çok seviyorum (En bariz örnek Hercule'ün On İki Görevi) Nemesis (Öç tanrıçası) benim Yunan mitolojisinde en sevdiğim figürlerden biri. Karanlık bir yanı var çünkü. Zira Nemesis'in annesi gece Tanrıçası Nyks. Nemesis hem soyut bir kavram olarak yer alır mitolojide hem de tanrısal bir varlık. Kavram olarak öcü simgeler. Ayrıca Yunan mitolojisinde Öç tanrıçalarını simgelen üç kız kardeş Erinysler de vardır. Ancak Nemesis daha çok tanrısal öcü simgeler. Erinysler ise daha çok suç işleyen, özellikle adam öldürenin peşine takılırlar. 


Nemesis 

Öyküye gelirsek; Miss Marple Karayip adalarında tatil yaparken ve cinayet çözerken tanıştığı Bay Rafiel'in ölüm haberini okur. Bir hafta sonra ise Bay Rafiel'in avukatlarından bir mektup alır. Mektupta görüşmek istediklerini bildirirler. Miss Marple görüşmeye gittiğinde Bay Rafiel'in ona Nemesis görevi verdiğini öğrenir. Geçmişte yaşanmış bir cinayeti çözme ve katili adalete teslim etme görevi. Ancak bunun için İngiliz kırsalında yapılan ünlü evler ve bahçeleri (böyle bir tura çıkmayı ne çok çok isterim) turuna katılması gerekmektedir. Üstelik cinayeti çözerse Miss Marple ödül de kazanacaktır. Gerçekten de cinayeti çözer ve ödülü alır. Avukatların Miss Marple hakkında konuşmaları çok keyifliydi. Tekrar okumak için sabırsızlanıyorum.   


Yukarıda bahsettiğim gibi başarılı bir uyarlaması mevcut. Tadı kaçmasın bence önce kitabı okuyun sonra filmi izleyin. Bunları mutlaka yapın :)

Filmin linki burada. 

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Agatha Christie - Frankfurt Yolcusu




Frankfurt Yolcusu (Passenger to Frankfurt)

Agatha Christie 


Altın Kitaplar


2013, İstanbul


ISBN:978-975-21-0774-8


318 Sayfa


Çeviri: Çiğdem Öztekin







"Liderlik, büyük bir yaratıcı güç olmanın ötesinde, şeytani amaçlara da hizmet edebilir..."
Jan Smuts

Agatha Christie'yi bu kitap ile tanımış olsaydım sanırım sevmezdim. Alıştığımız polisiye romanlarını ve öykülerini o kadar çok seviyorum ki genellikle Beresfortların baş rolde olduğu casusluk tarzı romanlarını çok sevemiyorum. Bu kitap da kapak ve isim çok etkileyici zira Hitler ve II. Dünya Savaşı özel ilgi alanım. Ancak içerik çok tatmin edici gelmedi bana. Oldukça da uzun olunca biraz sıkıldım hatta bir sonraki Agatha Christie kitabına geçip onu bitirip bu kitaba sonra geri döndüm. 

Kitabın en hoş bölümü Agatha Christie'nin önsözü sanırım. Fikirlerini nereden bulduğunu anlatması çok keyifli. Bu kitabında da Agatha Christie 70'leri anlatan bir öykü yazmak istemiş ve bu nedenle geri planı yansıtması gerektiğini söylemiştir. Biraz ütopik/distopik bir dünya ideali ile yola çıkmış. Yeni bir şey denemek istemiş. Önsözünü "Bu olanaksız bir öykü değil ama yalnızca bir kurgu, bir fantezi" sözleri ile tamamlıyor. 

Sir Stafford Nye dışişlerinde görevlidir. Uzakdoğu'daki görevinden dönerken gizemli bir olay yaşar. Havaalanında yanına gelen bir kadın peşindekileri atlatmak için ondan pelerinini ve pasaportunu ister. Ona yardım etmeyi kabul eden Sir Stafford, Londra döndüğü zaman bu kadınla işinin daha yeni başladığını anlayacaktır. 

Tüm külliyatı okumak isteyenler için, Agatha Christie'nin çok çok daha keyifli ve şok edici kitapları var. 


                                            

8 Temmuz 2014 Salı

Agatha Christie - Elmayı Yılan Isırdı


Elmayı Yılan Isırdı (Hallowe'en Party)

Agatha Christie

Altın Kitaplar

1992, İstanbul

ISBN:975-405-341-3

173 Sayfa

Çeviri: Gönül Suveren



Bu kitap en sevdiklerimden. Yıllar önce (hatta tam tarih verebilirim kitabın üstüne not almışım - 29 Haziran 1993) okumuş ve çok sevmiştim. Cadılar bayramını zaten her zaman severim bizim kültürümüze yabancı olsa da. Bu roman ile cadılar bayramında geçiyor orijinal adından anlaşılacağı gibi. Agatha Chirsite biliyorsunuz Poirot'yu tatil günlerinde bile rahat bırakmaz (bkz. Noel'de Cinayet, Noel Kekinin Gizemi). Biz de bu romanı geçen sene (ne kadar uzun zaman olmuş) cadılar bayramında Sevgili Arkadaşım Biblio ile okuduk ve uyarlamasını izledik. Çok keyifliydi.

Çok sevdiğimiz Bayan Ariadne Oliver, arkadaşı Judith Butler ile kalıyordu. Komşuları Rowena Drake'in çocuklar için verdiği Cadılar Bayramı partisi için hazırlık yapılıyordu. Herkes birşeyler yapmaya çalışıyor bir koşturmadır gidiyordu. Herkesin toplandığı bir sırada küçük bir kız olan Joyce bir cinayete tanık olduğundan bahseder. Ancak orada bulunan kimse ona inanmaz, Kızın yalancı olarak adı çıkmıştır. Parti günü gelir çatar herşey eğlenceli geçerken Joyce'un ölüsünü bulurlar. Ariadne Oliver, Poirot'nun evinin yolunu tutar. Birlikte olayı çözmek onlara kalır. 

Şimdi bu satırları  yazarken kitabı ne kadar özlediğimi fark ettim. Çok güzeldir. 

Ben de gördüğünüz gibi eski baskısı var. Ancak yeni baskısı da mevcut. Bir ara eskilerin yeni baskılarını almalı :) Eğer okumak isterseniz bizim gibi sonbaharı tercih edin derim. Kitabın uyarlaması burada. 







7 Temmuz 2014 Pazartesi

Agatha Christie - Pembe Evdeki Ölü


Pembe Evdeki Ölü (By my Pricking of my Thumbs)

Agatha Christie

Altın Kitaplar

1983, İstanbul

190 sayfa

Çeviri Gönül Suveren







Okuyalı uzun zaman oldu bu durumda o zaman kafamda yazmayı düşündüğüm şeyler şimdi yoklar maalesef. Sıcağı sıcağına yazmanın en güzel yanı budur; o an ki hislerini düşüncelerini aktarabilirsin. Bu kadar zaman geçtikten sonra yine de ben de uyandırdığı hisleri yazmaya kitabı tanıtmaya çalışacağım.

Kitap Agatha teyzemizin Miss Marple ve Hercule Poirot dışında yarattığı (hatta Miss Marple'dan önce) Tuppence-Tommy Beresford çiftinin macerasını anlatıyor. Tatlı bir çift bu bizim Beresfordlar. Onları en son N veya M? Macerasında görmüştük. Bu roman diğer Beresford romanlarından daha çok sevdiğim bir roman oldu. Bahsi geçen Pembe Ev ve çevresi, pembe evin tablosunun betimlenmesi çok hoşuma gitti. Her zaman ki gibi Tuppence'in başı belaya giriyor fazla merakı nedeniyle.

Herşey Tommy'nin yaşlı halasının kaldığı huzurevinde onu ziyaret etmeleriyle başlıyor. Huzurevinde (adı Güneşli Uçurum) Ada Teyzeyi ziyaret ettikleri sırada Bayan Lancester'ın tuhaf davranışları Tuppence'in dikkatini çeker. Kadın "O zavallı sizin çocuğunuz muydu?" diye sorar. Başlangıçta kadının yaşlılıktan dolayı hafızasının karışık olduğunu düşünürler. Fakat bir süre sonra Ada Teyzenin vefat haberi gelir ve tekrar huzurevine giderler. Bu sefer Bayan Lancester'ın birden akrabaları tarafından götürüldüğünü öğrenirler. Ada Teyze'nin kalan eşyaları arasında bulunan Pembe Ev tablosunun Bayan Lancester tarafından Ada Teyze'ye verildiğini öğrenen Tuppence onu kendisine vermek için harekete geçer bu sırada bu tablodaki evi bir yere yolculuk ederken gördüğünü anımsar. Bayan Lancerster'ın ve pembe evin peşine düşen. Tuppence olayı  epey bir maceradan çözer.

Bu romanın Miss Marple'lı bir film uyarlaması var. Biraz karıştırmışlar konuyu; Tuppence oldukça ezik bir karakter ve alkol sorunu olan biri olarak gösterilmiş ve ayrıca Tuppence ile Tommy'nin sanki evliliklerinde sorun varmış gibi yansıtılmış. Ama yine de kitabı okuduktan sonra izlemek hoş olabilir. Linki burada. Dediğim gibi sevdiğim bir Beresford romanı oldu. Maalesef  yeni baskısı yok ben de sahafta -çok şükür- bulup aldım.

27 Haziran 2014 Cuma

Hermann Hesse Okumaları [Temmuz 2014]



Son bir sene nasıl geçti hiç bilmiyorum. Geçen sene bu zamanlar Türk Dili ve Edebiyatı alanında yüksek lisans yapmaya karar vermiş ve çalışmaya başlamıştım. Sonra sınavda başarılı olmuş yüksek lisansa başlamış hazır ona başlamışken lisans da okuyayım demiştim. Sonra sınavlar, ödevler, seminerler, okumalar, koşturmalar... Okuduklarımı yazamamak çok mutsuz ediyor beni. Ama bu yaz okuduklarımı yazmak en birinci işim olacak inşallah. Hüzünlü Agatha Christie okumamı örneğin yazmadan olmaz.

Bu ay ise yepyeni başlıyor bizim için. Canım arkadaşım Biblio ile Hermann Hesse okuyacağız. Çok uzun yıllar önce Hesse'nin Siddhartha ve Doğuya Yolculuk kitaplarını okumuştum. Canım arkadaşım teklif edince diğer kitaplarını okumak istediğim için hemen kabul ettim. Biz temmuzda Hesse okuyoruz. Sizi de bekleriz. 

Bu şahane görsel tasarımı Biblio'ya ait. Hesse'nin resimlerinden birini kullanarak hazırlamış. Canım arkadaşım iyi ki var onunla okumak büyük bir zevk.
Benim okuyacaklarım :

  • Boncuk Oyunu
  • Bozkırkurdu
  • Gertrud
Katılmak isterseniz yazı altına yorum yazarak ve blogunuzda duyuru yaparak katılabilirsiniz. İletişim için Sevgili Biblio'ya gecekutuphanesi@hotmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...