28 Eylül 2014 Pazar

Distopik Roman Okumaları [Ekim 2014]


Lisede felsefe dersinde en sevdiğim konuydu ütopyalar ve karşı ütopyalar. Ütopya Eski Yunanca "ou" olumsuzluk eki ve "topos" yer, ülke anlamındaki sözcüklerin birleşiminden meydana gelen "olmayan ideal ülke" anlamına gelen bir terim haline gelmiştir. En çok ilgimi çeken Orwell'ın 1984'ü idi. Çok uzun zaman aradım, baskısı yoktu. Sonra Türkiye'de yapılan ilk baskısını buldum sahafta.


Kıymetli 1984'üm 

O günden sonra ütopyalar ve karşı ütopya (distopya) okuma hevesim başladı. İlk önce ütopyaları okumaya başladım. Thomas More'un Ütopya'sı, Campanella'nın Güneş Ülkesi, Bacon'un Yeni Atlantis'i, Platon'un Devlet'i. Farabi'nin Medinetü-l Fazıla'sı kaldı bir tek. 

Bir kaç distopya okudum ama listeme tam anlamıyla odaklanamadım. Ne zamandır böyle bir ay yapma niyetindeydim Sevgili Biblio'ya teklif ettiğim zaman o da fikri çok sevdi. Ekim de güzel bir ay böyle bir okuma için. Görsel yine Biblio'nun maharetli ellerinden çıktı. Şahane olmuş. Bize katılmak isterseniz instagram yada blogunuzdan katılımınızı duyurabilir yazının altına yorum bırakabilirsiniz. Görsel için Biblio ile gecekutuphanesi@hotmail.com adresinden iletişime geçebilirsiniz. 

Benim kitaplarım: 

  • Demir Ökçe - Jack London
  • Biz - Yevgeniy Zamyatin
  • Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley
  • Sineklerin Tanrısı - William Golding
  • Mülksüzler - Ursula K. Le Guin
  • Körlük - Jose Saramago 
Canım arkadaşım Biblio'nun yazısı burada. Çok da güzel bir liste yapmış. Şimdiye kadar yaptığımız okumaların bağlantılarını vermiş. Bir göz atın derim. 

Ekim ayı sizce de gizemli bir ay mı? 

29 Ağustos 2014 Cuma

TANZİMÂT OKUMALARI 'Nâmık Kemâl' [Eylül 2014]


Türk yazarlara daha çok vakit ayırmak istiyordum. Türk Dili ve Edebiyatı yüksek lisansı ve lisans eğitimine devam ettiğim için kronolojik bir okuma yapmak istiyordum. Canım arkadaşım Biblio'ya konuyu açtığımda bana katılma nezaketini gösterdi ve bu şahane görseli hazırladı. İlk yazarımız Nâmık Kemâl. Katılmak isterseniz kapımız açık. Görsel için  gecekütüphanesi@hotmail.com adresine mail yazabilirsiniz. Katılımızı sosyal medya aracılığı ile ya da yazının altına yorum yazarak bizimle de paylaşabilirsiniz. 

Benim okuyacaklarım
  • Cezmi - Namık Kemal
  • İntibah - Namık Kemal
  • Vatan yahut Silistre - Namık Kemal
  • Vatanı Sattık Bir Pula - Hıfzı Topuz
Canım Biblio'nun yazısı burada. 
Sonbahar başlarken biz de eskilere gideceğiz. 



28 Ağustos 2014 Perşembe

Agatha Christie - Arka Sokaktaki Cinayet


Arka Sokakta Cinayet (Murder in the Mews)

Agatha Christie

Altın Kitaplar

2011, İstanbul

ISBN: 978-975-21-1300-8

285 Sayfa

Çeviri: Çiğdem Öztekin





Tatil kitaplarımdan biri. Tatilde Agatha Christie okumak istiyordum. Kütüphaneme bakarken ne zaman aldığımı hatırlayamadığım Arka Sokaktaki Cinayet ve Cinayetler Kulübü kitaplarımı görünce o kadar çok sevindim ki hemen çantama attım ikisini de. Bildiğiniz üzere Agatha Christie'nin tüm polisiye romanlarını bitirmiştim. Sıra öykülere geldi.

Arka Sokaktaki Cinayet, Poirot öykülerinden oluşan bir kitap:

  • Arka Sokaktaki Cinayet
  • İnanılmaz Hırsızlık
  • Ölü Adamın Aynası
  • Rodos Üçgeni 
Hepsi birbirinden güzel Poirot'nun olması yeterince tatmin edici. 

Arka Sokaktaki Cinayet; çözüm açısından çok ilgi çekici. Alışagelmiş bir tarzı olmadığı için çok sevdim. Poirot her zaman ki gibi titizlikle ele alıyor olayı. Olayın başlangıcı da hoş. 5 Kasım Guy Fawkes Gecesi'nde (V For Vendetta izleyenler iyi bilir) Poirot ve Müfettiş Japp aralarında cinayet işlemek için mükemmel bir gece olduğundan bahsederler. Zira havai fişek sesleri ile silah sesinin ayırt edilmesinin güç olduğu için ortam mükemmeldir. Ertesi gün gerçekten de bir şüpheli bir ölüm vak'ası haberi alırlar. Öykünün başarılı uyarlaması burada. 

Diğer öykü İnanılmaz Hırsızlık da ilk başlarda biraz anlamsız gelse de finalini okuyunca zekice bulacağınız bir öykü. İngiliz Hava Kuvvetleri Komutan Mareşal Carrington ile Savunma Bakanı Lord Mayfield ülke savunması için önemli planlar hakkında konuşmak için bir araya gelirler. Ancak ajan olduğundan şüphelenilen Bayan Vanderlyn de konuklar arasındadır. Yemekten sonra yapacakları toplantı sırasında bazı önemli evrakların kaybolduğunu fark ederler ve bu işi sessizce çözmesi için Poirot'ya haber verirler. Sıradan bir hırsızlık olayı gibi dururken dediğim final çok etkileyici. Uyarlaması burada.  

Ölüm Adamın Aynası; Bir davet mektubu alan Poirot , mektubu gönderen Sir Chevenix-Gore'un kim olduğunu öğrenmek için bir davete katılır ve Bay Satterthwaite'a danışır. Adam ondan kısaca bahseder. Sonuçta çok ukala, küstah biri olduğu ortaya çıkar. Poirot daveti reddetmeyi düşünse de sonra kabul etmeye karar. Adamın evine vardığında yemek vaktidir. Herkes Sir Chevenix-Gore'un neden yemeğe gelmediği merak etmeye başlar çünkü bu konuda çok titizdir. Poirot durumdan şüphelenir ve çalışma odasına giderler. Kapı kilitlidir. Poirot kapının kırılmasını ister ve adamın cesedi ile karşılaşırlar. Değişik bir hikaye. Uyarlaması burada. 

Son öykü Rodos Üçgeni, adından da anlaşılacağı gibi bir aşk üçgeni ile alakalı cinayeti anlatıyor. Poirot'nun dinlenmek için geldiği Rodos'da şahit olduğu bu aşkın bir cinayete neden olabileceğini düşünüyor ve gerçekten de cinayet işleniyor. Poirot gayet soğukkanlı bir şekilde olayı açıklıyor. Uyarlaması burada. 

Tatil için keyifli bir kitap oldu. Külliyat tamamlama maceram son hızla devam ediyor :) Yanlış bilmiyorsam Agatha Christie külliyatının basılmayan tek kitabı "Poirot Investigates" adını taşıyan öykü kitabı. Pek çok önemli öykünün olduğu kitap umarım en kısa zamanda basılır. 


26 Ağustos 2014 Salı

Hermann Hesse - Boncuk Oyunu


Boncuk Oyunu (Das Glasperlenspiel)

Hermann Hesse 

Yapı Kredi Yayınları

2012, İstanbul

ISBN : 9789750803611

560 Sayfa

Çeviri Kamuran Şipal






"Çünkü bir büyüyü içerir her başlangıç."


Hesse okumamızın ilk kitabı Boncuk Oyunu idi. Çok uzun süredir merak ettiğim bir romandı.Boncuk Oyunu bir Bildungsroman. Bildungsroman, Alman Edebiyatında bireyin oluşum dönemini ve sonunda ulaştığı ideal durumu ele alan roman türü olarak açıklanabilir. En ünlü bildungsromanlar: Jane Eyre, David Copperfield, Martin Eden, Harry Potter. 

Boncuk Oyunu, Joseph Knecht'in biyografisini anlatır. Knecht, 20. yüzyılda Avrupa'da kapalı bir grubun üyesidir ve okul çağından başlayarak Magister Ludi yani Boncuk Oyunu Üstadı olana kadarki dönemini anlatır. Boncuk Oyunu grubun var olmasının temeli olmasına rağmen hiç bir zaman romanda oyunun ayrıntıları açıklanmıyor. Büyük merakla oyunun detaylarını okumayı beklerken felsefe, matematik, müzik, edebiyat, tarih ve mantık gibi bilim dallarına ait çıkarımlar, sentezler buluyorsunuz. 

İlk başlarda biraz sıkıcı gelse de ortalarına doğru öykü anlam kazanmaya başlıyor. Knecht'in memnuniyetsizliği ortaya çıkıyor. Roman ayrıca ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biri. Hesse külliyatının en önemli eserlerinden biri.

SON BONCUK OYUNCUSU

Önünde oyuncağı, renk renk boncuklar,
Oturur iki büklüm, ülke tarumar,
Savaş ve veba binmiş ensesine,
Yıkıntılarda sarmaşıklar, arılar vızır vızır.
Yorgun bir huzur kısık sesli ilahilerle
Yankılanır dünyada, suskun yaşlılık çağı
Renk renk boncukları boncuklarını sayar ihtiyar,
Uzanır eli mavi bir boncuğa, bir beyaza
Bir büyük seçer, bir küçüğü sonra,
Güzelce dizilir boncuklar, oluşur halka.
Simgeler oyununda üzerine yoktu bir zaman, 
Pek çok sanatta, pek çok dilde usta,
Çok yer gezip görmüş, bilip tanımış dünyayı,
Ünlü bir kişi, kutuplara kadar duyulmuş adı,
Öğrencilerle, meslektaşlarla çevresi sarılı.
Kalmış geride, harcanmış, yalnız, yaşlı,
Ne kendisinden feyz alacak bir öğrenci vardır şimdi
Ne bir üstat söyleşilere davet eder kendisini;
Geçmişe karışmış hepsi, tapınaklar, kitaplıklar,
Yok artık Kastalya'nın okulları...Dinlenir ihtiyar
Yıkıntılar içinde, elde boncuklar,
Anlam yüklü hiyeroglifleri bir dönemin
Bundan böyle renk renk cam parçaları.
Yuvarlanır ellerinden sessiz, 
Yitip gider kumlar içinde...

Üniversite bahçesinde kitabımı okurken...





11 Ağustos 2014 Pazartesi

Çocukluk Okumaları 10-31 Ağustos 2014



Uzun zamandır canım arkadaşım Biblio ile planladığımız bir okumaydı. Çocukken sevdiğimiz biz de iz bırakan yeniden okumak istediğimiz kitapları okumak. Bu güzel yaz günleri bana çocukken yaşadığım tatil günlerini anımsatıyor. Böylece o çok özlediğimiz günlere dönmek sanırım daha kolay olacak. 

Geçenlerde National Geographic izlerken bir test ile karşılaştım ve beynimin erkek beyni olduğunu öğrendim. Sanırım o yüzden çocukken macera kitapları özellikle Jules Verne çok severdim :) Hala da severim bu nedenle hemen hemen tüm Jules Verne kitaplarını okumuşumdur. Hatta önümüzdeki aylarda bir Jules Verne ayı planlıyorum. Bu kadar Verne sever biri olduğum ve çocukken çok okuduğum için Jules Verne kitabını da var okuyacaklarımın içinde. Çocukken çok sevdiğim ve sonra çizgi filmini de izlediğim Küçük Prenses'in de önemi büyük. Nedense yatılı okulları severim orada geçen öyküleri. En iyisi okuyacaklarımı liste olarak yazayım.
Küçük Prenses - F.H. Burnett
Küçük Prens - A. De Saint-Exupery
İki Yıl Okul Tatili - Jules Verne
Alice Harikalar Diyarında - L. Carroll
Şeker Portakalı - Vasconcelos

Katılmak isterseniz yazı altına yorum yazarak ve blogunuzda duyuru yaparak katılabilirsiniz. İletişim için Sevgili Biblio'ya gecekutuphanesi@hotmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. Şahane görsel yine canım arkadaşım Biblio'ya ait ellerine sağlık bayıldım. Biz çocukluğumuza gidiyoruz :) 

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Agatha Christie - Uyuyan Ölüm


 Uyuyan Ölüm (Sleeping Murder)

Agatha Christie

Altın Kitaplar

2011, İstanbul

ISBN: -978-975-21-0951-3

239 Sayfa

Çeviri: Gönül Suveren 






"Onun yüzünü örtün. Benim gözlerim kamaşıyor, o çok genç öldü..."

Geçen yazımda Agatha Christie'li tarihçemi yazmıştım. O yıllarda Miss Marple'ın sadece bir romanın okumuştum ve çok da sevmemiştim. Yıllar sonra Miss Marple'ı ilk romanından itibaren okuyunca çok sevdim. Bu tatlı kadın hem örgü örerek hem de cinayet çözerek kalbimi fethetti. Ne zaman Miss Marple romanı okusam örgü örme isteği uyandırdı ben de. Bir de bahçeye olan ilgisi takdire şayan. 

Uyuyan Ölüm, Miss Marple'ın son romanı. Bu romanda Ve Perde İndi gibi 1940'lı yıllarda yazılmış. Zaten okurken Miss Marple'ın hareketli olmasından dolayı önce yazılmış olduğu anlaşılıyor. Ben okurken bu durumu fark etmiş fakat üstünde durmamıştım. Bir önceki romanda bahçe işlerini yapamayan Miss Marple bu romanda bahçede gayet rahat çalışıyor. 

Romanı çok sevdim. Muhteşem bir hikayesi var. Her ne kadar katili tahmin etsem de teyit edebilmek için heyecanla sonunu bekledim. Kesinlikle okunmalı. Kitabı okurken şunu fark ettim. Agatha Christie kitaplarını okumayı sevmemin bir nedeni de öykülerin geçtiği ortam. İngiliz kırsalı ve sahillerini çok seviyorum. Özellikle Devon sahilleri. İngiliz evleri, bahçeleri ve çay saatleri çok hoşuma gidiyor. Viktoria döneminde yaşamayı çok isterdim. 

Roman yeni evli genç bir kadın olan Gwenda'nın yıllar sonra İngiltere'ye dönmesi ile başlıyor. Eşinin gelmesini beklerken kendilerine ev bakan Gwenda bir gün bir ev bulur ve çok sever. Kendisini yuvasında gibi hisseder ve satın alır. Onarım çalışmaları sırasında garip şeyler yaşar: Salonda sonradan kapatılmış kapının yerini bilir, çocuk odasındaki duvar kağıdı tam düşündüğü gibidir, bahçede gizlenmiş merdivenleri bulur. Bunlar ona endişe verir ve kuzenin yanına gider. Miss Marple'ın da onlara katıldığı bir gece Malfi Düşesi oyununa giderler. Oyunu çok sever ta ki aktör "Onun yüzünü örtün. Benim gözlerim kamaşıyor, o çok genç öldü..." diyene kadar. Bu sözler, genç kadının gözünün önüne aldıkları evde holde boğularak öldürülmüş bir kadın getirir. Bu kadın Helen'dir. Gwenda delirmeye başladığını düşünürken Miss Marple ona yardım etmeye karar verir. 

Canım yeniden okumak istedi. Ne şahaneydi. Unutmadan film uyarlaması var. Ancak epey bir değişiklik yapmışlar. Yine de izlemek keyifliydi. İzlemek isterseniz burada. 


Böylece Agatha Christie'nin polisiye romanlarının sonuna geldim. 66 adet kitap okumuşum. Dile kolay. Bu okumalarımı taçlandıran, destek veren Canım Arkadaşım Biblio'ya tekrar teşekkür ederim. Benim için ne kadar değerli olduğunu bu vesile ile tekrar belirteyim. O olmasa bu okumalar bu kadar tatlı olmazdı. Hem okurken hem okuma sonrası fikirlerimizi paylaştık. Yazılarıma yorumlarıyla değer kattı. Tanışmamızı Fowles'a borçluyuz. Zira Canım Biblio'nun Büyücü filmi yazısı ile keşfetmiştim blogunu. Büyücü çok sevdiğim bir kitap olduğu için yorum yazdım hemen. (23 Haziran 2010) Yorumuma hemen cevap veren bu sımsıcak bloggerı çok sevdim. Sonrasında Agatha Christiesever olduğumuzu öğrenince birlikte okumalar yapmaya başladık. Ve böylece büyük bir dostluk gelişti. Hayatımda olduğu için çok mutluyum. Bizi kavuşturan Blogger ve Fowles'a teşekkür ederim. İyi ki varsın Canım Arkadaşım... Seni çok seviyorum... 

18 Temmuz 2014 Cuma

Okumak İstiyorum



Kürşat Başar'ı çok severim. Lisedeydim sanırım Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları'nı okuduğum zaman. En sevdiğim kitabıdır. O zamandan sonra tüm külliyatını okudum. Yeni kitabı "Yaz" çıktığından beri dilimde. Sonunda Canım eşim bana hediye almış. Çok teşekkür ederim :)
Hesse okumamız biter bitmez hemen okuyacağım Heyecanla bekliyorum. Siz okudunuz mu? 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...