22 Şubat 2013 Cuma

J.R.R. Tolkien -Tehlikeli Diyarlardan Öyküler



Tehlikeli Diyarlardan Öyküler (Tales from the Perilous Realm) 

J.R.R.Tolkien

İthaki Yayınları

2012, İstanbul 

ISBN: 9788793794074

223 Sayfa

Çeviri: Niran Elçi




"Peri diyarı tehlikeli bir yerdir ve ihtiyatsız ayaklar için pek çok çukur, fazla cüretli olanlar için pek çok zindan barındırır... Peri masallarının dünyası engin, derin ve yüksektir, ve bir çok şeyle doludur: Orada her türlü hayvan ve kuş; kıyısız denizler, sayısız yıldız; kendisi bir büyü olan güzellik, ve her daim mevcut bir tehlike; kılıç kadar keskin coşku ve hüzün vardır.  Diyara girmiş bir insan orayı gördüğü için kendini talihli sayabilir, ama Peri Diyarı'nın zenginliği ve tuhaflığı gezginin dilini bağlar, anlatamaz. Ve orada bulunduğu sürece, çok fazla soru sorması tehlikelidir çünkü kapılar yüzüne kapanabilir ve anahtarlar kaybolabilir."

                                                              J.R.R. Tolkien

Kitap dört öyküden oluşuyor:

-Ham'li Çifçi Giles
-Tom Bombadil'in Maceraları
-Yaprak Çizen Niggle
-Büyük Wootton Demircisi

Bunların içinden Tom Bombadil'i Yüzüklerin Efendisi'nden hatırlıyoruz. Onun öyküsünde pek çok şiirsel anlatımlı minik öykücüklerden oluşuyor. Öykünün başındaki önsözde seçkilerin üçüncü çağın sonunda Hobbitler ve özellikle Bilbo ve onun dostları tarafından yazılmış görünen Shire efsaneleri ve latifeleri ile ilgili olduğu belirtilmiş. Yüzüklerin Efendisi filminde kendisine yer verilmediği için bazı hayranlarını hayal kırıklığına uğratmış bir karakter.

Ham'li Çiftçi Giles ise yakın zamanda filmini özlediğimiz Hobbit öyküsündeki gibi bir Ejderha öyküsü. Kendi halinde çiftçilik yapan Giles'in nasıl bir ejderha avcısına dönüştüğünün anlatıyor.

Tolkien hayranlarının mutlaka okuması gerek bu hoş öyküleri. Ben en çok Ham'li Çiftçi Giles'in öyküsünü sevdim. 




21 Şubat 2013 Perşembe

Orhan Pamuk - Benim Adı Kırmızı



Benim Adım Kırmızı

Orhan Pamuk

İletişim Yayınları

2003, İstanbul

ISBN:9789754707113

472 Sayfa 






Roman, 1591 yılında Osmanlı padişahı III. Murat'ın saltanat döneminde 9 gün süreyle karlı bir havada İstanbul'da geçer. Saray hattatları ve nakkaşları padişahın emriyle hazırlanan bir kitap için gizlice Frenk etkisi taşıyan resimler yaparlar. Bu ekibin başında Enişte vardır. Eniştenin kızı Şeküre ve teyzesinin oğlu Kara arasında yarım kalan aşkın gölgesinde cinayetler işlenir. Kara hem kitabı tamamlamak hem de katili bulmak için Enişte tarafından görevlendirilir.

Roman, polisiye bir tarihi roman. Minyatür sanatı üzerine bu kadar detay verilmesi daha önceden de ilgimi çeken bu sanata olan ilgimi arttırdı. Orhan Pamuk sadece iki yılını araştırmaya ayırarak dört yılda yazmış romanı. Kesinlikle üzerinde çok çalışılmış, incelenmiş. Bu bakımdan dört dörtlük. Romandaki sanatkarların anlattığı birbirinden güzel öyküler mest edici. Üslup olarak da çok hoş. Her bölüm bir kahramanın ağzından aktarılıyor ve bölüm adı da kahramanın adını taşıyor. Benim adım at, Benim Adım Ölüm gibi bölümler konuşamayan canlıların ve kavramların dile gelmesi bakımından çok etkileyiciydi. Özellikle ölüm anını anlattığı bölümü de çok başarılı bulduğumu söylemeliyim. Romanı Kara Kitap ile karşılaştıranlara hak vermemek elde değil. Özellikle romanın geçtiği mevsim olarak birbiriyle örtüşmekte. Ancak yine de hala Pamuk sıralamamda Kara Kitap bir numara. Benim Adım Kırmızı'yı Masumiyet Müzesi gibi biraz fazla uzun tutulmuş bulduğumu itiraf etmeliyim. Kimi bölümler olmasa daha akıcı ve daha keyifli bir roman olurdu. Kitapta Orhan Pamuk kendisinin ve annesi ile kardeşinin isimlerini de kullanmış.

Kitabınn son bölümünde Ranlı Şair Sarı Nazım ile Nazım Hikmet'e bir de saygı duruşu yapıyor ki bu da hoş detaylardan biri.

13 Şubat 2013 Çarşamba

Agatha Christie - Şahidin Gözleri




Şahidin Gözleri  (Ordeal by Innocence)

Agatha Christie

Altın Kitaplar

1977, İstanbul

191 Sayfa

Çeviri: Gönül Suveren 





Ey güzel kumru
Beyaz bembeyaz kanatlı kumru
Sevgili, güzel kız
Her zaman yapayalnız
Ne yerim var, ne evim
Ne karada, ne denizde
Belki de senin kalbinde

Şahidin Gözleri'ni Canım arkadaşım Biblio "Seveceksin" dediği andan itibaren çok merak etmiştim. İlk sayfalardan itibaren kurgusu ile beni çekti. Agatha Christie geçmişte yaşanmış cinayetleri konu edindiği olumuştur ancak bu olay çok daha farklı ele alınıyor. Agatha Christie'nin 50. kitabı olmasına rağmen son derece özgün ve nitelikli bir roman yazmayı başarmış. Böyle bir deha karşısında ne söylemek gerekir bilemiyorum. 

Şahidin Gözleri'nin en hoş ve dramatik yanı evlat edinilen çocukların iç dünyasına dosdoğru bir ışık tutması. Evlat edinmenin ne büyük erdem ve fedakarlık olduğu kabul edilse de evlat edinilen çocukların aslında ne hissettiklerine pek dikkat edilmiyor sanki. İşte bu noktada Agatha Christie onlara tercüman oluyor. Anne - evlat yada aile kavramları üzerine çok hoş ve yerinde tespitleri var. Bu bakımdan da roman benim için özel oldu. Anne gözüyle okuduğum için belki de çok etkiledi beni. Bir yerde karakterlerden biri öyle şeyler söylüyor ki; "kötü bile olsa o annemdi" diyor. Çok ama çok etkilendim. Karakterler (ki kim bilir Agatha Christie'nin kaç yüzüncü karakterleri) yine çok özel, incelikle işlenmiş ve etkileyici. Katil ise yine bizi şaşırtmayı başarıyor.


Arthur Calgary ünlü bir jeofizikçidir. Bir kaç sene önce yaşadığı küçük hafıza kaybını önemsemez. Ancak araştırma yaptığı Güney Kutbu'ndan döndüğünde örnekleri paketlemek için kullandığı eski gazetedeki bir fotoğraf dikkatini çeker. Biranda o unuttuğu bir kaç saati anımsar. Ve aslında cinayet ile suçlanan biri için ne kadar önemli olduğunu fark eder.

Benim aldığım zaman yeni baskısı yoktu ancak tam okumaya hazırladığım sırada yeni baskısı çıktı (hep böyle oluyor :) ) Güzel bir Agatha Christie okumak istiyorsanız mutlaka okumalısınız. Ben Canım arkadaşım Biblio gibi çok sevdim. Agatha Christie'nin zirve romanlarından biri bence.

12 Şubat 2013 Salı

31 Ocak 2013 Perşembe

Virginia Woolf Okumaları (Şubat 2012)



Canım Biblio ile yeni bir okuma planı yaptık. Bize eşlik eden değerli kitap severler de var. Bu bizi çok mutlu etti. Aslında bu yazı daha erken yazılacaktı ancak özel nedenlerden biraz gecikti. Eğer siz de katılmak isterseniz daha da çok seviniriz. Blogunuz var ise böyle bir yazı yazabilir okuyacaklarınızı bizimle paylaşabilirsiniz. 

Benim Kitaplarım:
- Dalgalar
- Kendine Ait Bir Oda
- Flush

Sevgili Biblio'nun yazısı burada. Kendisine bu muhteşem görsel için tekrar teşekkür ederim. Güzel bir şubat bekliyor bizi... 

24 Ocak 2013 Perşembe

Agatha Christie - 16.50 Treni


16.50 Treni (4.50 From Paddington)

Agatha Christie

Altın Kitaplar

2011, İstanbul

ISBN: 978-975-21--0467-9

288 Sayfa

Çeviri: Çiğdem Öztekin




Elspeth McGillicuddy noel alşverişini yapar ve trene biner. Bir ara uyuklayan Bayan McGilicuddy uyanır ve manzarayı izlemeye başlar. Bu sırada yandaki raydan aynı yöne giden bir tren yaklaşır. İki tren yan yana giderken bir pencerenin storu açlır ve Bayan McGillicuddy arkası dönük bir adamın bir kadını boğduğunu görür. Bir an ne yapacağını bilemeyen Bayan McGillicuddy felç olmuş gibi dona kalır. O sırada gelen kondüktöre olanları anlatır. Kondüktör pek inanmışa benzemese de yetkililere haber vereceğini söyler. İneceği istasyona gelen Bayan McGillicuddy bir taksi ile yakın arkadaşının evine gelir. Arkadaşı onu kapıda karşılar ve Bayan Mcgillicuddy hemen konuya girer "Jane bir cinayete tanık oldum". Miss Marple önce biraz kendine gelmesini ve sonra olanları anlatmasını ister. Miss Marple yaşı ilerlemesine karşı bu olayı çözmeye karar verir. Kendisine yardımcı olmak için becerikli, zeki genç bir kadın Lucy Eyelesbarrow'u seçer. Genç kadın da yardımı seve seve kabul eder ve araştırma başlar.

Agatha Christie'nin nedense böyle trende geçen roman ve öykülerini seviyorum. Daha önce Mavi Trenin Esrarı ve Doğu Ekspresi'nde Cinayet romanı ve Plymouth Ekspresi öyküsünde treni kullanmıştı. Ama bu sefer konu biraz daha ilginç. Yandaki trende olaya şahit olan yaşlı bir kadına pek fazla güvenilmiyor. Olayları rüyasında görmüş olduğunu düşünüyorlar. Ama Miss Marple inatla araştırmaya devam ediyor ve olayları çözümlüyor.

Romanın hemen hemen bire bir güzel bir uyarlaması var. Yılbaşı döneminde okumanızı öneririm. Ben çok sevdim.

17 Ocak 2013 Perşembe

Agatha Christie - Sonuncu Kurban



Sonuncu Kurban (Dead Man's Folly)

Agatha Christie

Altın Kitaplar

2006, İstanbul

ISBN: 9752106447

221 Sayfa

Çeviri: Gönül Suveren 




"Siz Spencer'ın şu mısralarını biliyor musunuz? 'Didinmekten sonra uyku, fırtınadan sonra liman, savaştan sonra rahat, hayattan sonra ölüm, çok memnun eder..."

Agatha Christie'nin özellikle bazı kitaplarında mekanlar o kadar önemli bir yer tutuyor ki... Öneminin yanı sıra Agatha Christie bir de güzel betimliyor, adeta orada yaşamışsınız hissine kapılıyorsunuz. Styles Köşkü, Chimney Köşkü, Hollow Malikanesi,  Enderby Malikanesi, Çingene Çergisi ilk aklıma gelenler. O kadar yaşayan yerler ki adını söyler söylemez aklımda canlanıveriyor. İşte Nasse Şatosu da öyle bir artık yer hafızamda capcanlı, oraya gitmişim gibi. Kitap bu okumamızda en beğendiğim 2. kitap oldu. Yine bir önceki yazımda belirttiğim gibi Poirot ilk sayfadan itibaren bizim ile. Bu benim için çok hoş oluyor. Ayrıca Poirot'ya polisiye yazarımız Ariadne Oliver da eşlik ediyor. Hatta herşey onun başının altından çıkıyor.

Kapağın konuyla bir ilgisi olmamasına rağmen hoşuma gittiğini de belirtmek isterim. 

Amy Folliat romanın en naif kişisi kuşkusuz. Onun öyküsüne üzülmemek elde değil.

Poirot sakin evinde otururken Miss Oliver'dan heyecanlı bir telefon alır. Nasse Şatosu'nda tertiplediği temsili bir cinayet oyunun izlemek ve cinayeti çözen kişiye ödülü vermek için Poirot'yu davet eder. Miss Lemmon, Poirot'nun gitmeyeceğini düşünür ama Poirot onu yanıltır. Trene zar zor yetişen Poirot Nasse Şatosuna varır. Miss Oliver'ın karmaşık oyununu anlamaya çalışır, orada yaşayan insanlarla tanışır. Bazı tuhaflıklar dikkatini çekse de oyunu beklemeye karar verir. Panayır başlar her şey yolunda gözükmektedir. Ta ki oyun gerçeğe dönüşene kadar.

"Poirot böyle bir cinayeti çözecek insanın çok zeki olması gerektiğini düşündü. Hatta, bu cinayeti çözebilecek birinin bulunabileceğinden bile emin değildi. Cinayet Oyunu'nun konusu sisler arasında kalmış gibi geliyordu ona."
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...